Aile Hukuku
Haysiyetsiz Hayat Sürme ve Suç İşleme Nedeniyle Boşanma

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu m.163’te düzenlenen özel ve nispi bir boşanma sebebidir. Eşlerden birinin evlilik süresince küçük düşürücü bir suç işlemesi ya da haysiyetsiz bir hayat sürmesi ve bu durumun diğer eş için müşterek yaşamı çekilmez hale getirmesi halinde, mağdur eş her zaman boşanma davası açabilir. Bu özel sebep için kanunda herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiş olup dava, mağdur eşin yerleşim yeri veya eşlerin son altı ay birlikte yaşadıkları yer Aile Mahkemesinde açılır.

  • Hukuki dayanak: Türk Medeni Kanunu m.163
  • Boşanma sebebinin niteliği: Özel, nispi ve kusura dayalı boşanma sebebi
  • İki temel hal: Küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  • Şart 1: Eylemin evlilik süresince gerçekleşmiş olması
  • Şart 2: Davalı eşin kusurlu olması
  • Şart 3: Müşterek yaşamın çekilmez hale gelmesi
  • Hak düşürücü süre: Kanunda öngörülmemiş; her zaman dava açılabilir
  • Görevli mahkeme: Aile Mahkemesi
  • Yetkili mahkeme: TMK m.168 — eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı ay birlikte yaşanan yer
  • İspat yükü: Davacı eşe aittir

TMK 163: Yasal Dayanak ve Genel Çerçeve

Türk Medeni Kanunu m.163, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi durumunda diğer eşe boşanma davası açma hakkı tanıyan özel boşanma sebebini düzenler. Madde, iki ayrı ancak benzer mahiyette davranışı tek bir hukuki rejim altında toplar: yüz kızartıcı bir suçun işlenmesi ve toplumun ahlaki değer yargılarına aykırı, süreklilik arz eden bir yaşam biçiminin sürdürülmesi. Her iki halde de ortak nokta, davalı eşin kusurlu davranışının diğer eş açısından evlilik birliğini sürdürmeyi katlanılmaz hale getirmesidir.

TMK Madde 163 — Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”

Bu sebep, doktrinde özel ve nispi boşanma sebebi olarak nitelendirilir. Özel olması, kanunda açıkça sayılmış olmasından; nispi olması ise hâkimin somut olayın koşullarına göre takdir yetkisi kullanmasından kaynaklanır. Hâkim, sadece suçun varlığını veya haysiyetsiz davranışların ispatlanmasını yeterli görmez; bunun ötesinde davacı eş için müşterek yaşamın gerçekten çekilmez hale gelip gelmediğini de değerlendirir.

Davacı eş, TMK m.163’e ek olarak alternatif veya kümülatif biçimde TMK m.166’da düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine de dayanabilir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, özel sebep ispatlanamasa bile aynı davranışlar evlilik birliğini temelinden sarsmışsa genel sebebe dayalı boşanma kararı verilebilir.

Küçük Düşürücü Suç İşleme (TMK m. 163)

TMK m.163’ün birinci ayağı, küçük düşürücü bir suçun işlenmesidir. Burada vurgu, suçun ağırlığından çok toplumsal değer yargıları karşısında itibar zedeleyici nitelik taşımasıdır. Suçun ceza kanunundaki yaptırımı ne olursa olsun, esas mesele toplumun bu eylemi ahlaki açıdan nasıl algıladığı ve failin saygınlığını ne ölçüde sarstığıdır.

Nitelik: Hangi Suçlar Küçük Düşürücü Sayılır?

Bir suçun küçük düşürücü olup olmadığı, Aile Mahkemesi hâkiminin takdirine bırakılmıştır. Anayasa m.76’da yüz kızartıcı suç olarak sayılan eylemler, TMK m.163 anlamında küçük düşürücü suç sayılan eylemler için güçlü bir referans noktası oluşturur. Toplumun ahlaki açıdan kabul etmediği, failin onurunu ve itibarını zedeleyen, ailesini de bu zedelenmeye dahil eden suçlar bu kapsamdadır.

Küçük Düşürücü Sayılan Suçlara Örnekler

  • Hırsızlık
  • Dolandırıcılık
  • Sahtecilik (resmi, özel belgede sahtecilik)
  • Rüşvet ve zimmet
  • İrtikap ve görevi kötüye kullanma
  • Cinsel saldırı ve cinsel taciz
  • Kasten adam öldürme
  • Uyuşturucu madde ticareti
  • İnsan ticareti
  • Fuhuş aracılığı

Genellikle Küçük Düşürücü Sayılmayanlar

  • Taksirle işlenen suçlar (trafik kazası gibi)
  • Meşru müdafaa ile işlenmiş eylemler
  • Siyasal suçlar
  • Yasal hak kullanımı niteliğindeki eylemler
  • Yargılama sonucu beraat edilen eylemler

Kişi: Suçun Kime Karşı İşlenmesi Gerekir?

TMK m.163 kapsamındaki suç, prensip olarak eşe karşı değil, üçüncü kişilere veya devlete karşı işlenmelidir. Çünkü suç eşin kendisine karşı işlenmişse zaten farklı boşanma sebepleri (TMK m.162 — pek kötü veya onur kırıcı davranış) devreye girer. Burada vurgulanan, davalı eşin başkalarına karşı işlediği bir suçun, diğer eşi de toplum içinde küçük düşürmesi ve birlikte yaşamayı çekilmez hale getirmesidir.

Mahkumiyet: Ceza Kararı Şart Mı?

Bir önemli soru, TMK m.163’e dayanarak boşanma davası açabilmek için suçun ceza mahkemesinde kesin mahkumiyet ile sabitlenmiş olmasının gerekip gerekmediğidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı bu noktada açıktır: ceza mahkemesinde kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı zorunlu değildir. Aile Mahkemesi hâkimi, suçun işlenip işlenmediğini bağımsız olarak değerlendirir.

Ceza Davası ve Aile Davası İlişkisi

  • Ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet kararı, suçun varlığı bakımından Aile Mahkemesi için bağlayıcıdır
  • Ceza davasının düşmesi veya şikayetten vazgeçme boşanma davasını açmaya engel değildir
  • Aile Mahkemesi, ceza davasını bekletici mesele yapabilir
  • Soruşturma evrakı, polis tutanakları, iddianame ve tanık ifadeleri aile mahkemesinde delil olarak değerlendirilir
  • Ceza yargılaması devam ederken bile TMK m.163 davası açılabilir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2011/21093 E. 2012/15178 K. sayılı kararında, davalının kasten adam öldürme suçundan ağır ceza mahkemesinde mahkum olduğu bir olayda, kararın kesinleşmemiş olmasının sonuca etkili olmadığını, suçun maddi vakıasının ikrar ve diğer delillerle sabit olduğunu, dolayısıyla TMK m.163 koşullarının gerçekleştiğini hükme bağlamıştır.

Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163)

Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163)

Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163)

TMK m.163’ün ikinci ayağı, haysiyetsiz hayat sürmedir. Doktrinde haysiyetsiz hayat sürme, toplumun anlayışına göre süreklilik gösteren biçimde ahlak, namus, şeref ve haysiyet kavramlarına aykırı bir yaşam tarzının benimsenmesi olarak tanımlanır. Buradaki kritik unsur tek seferlik bir davranış değil, davalı eşin böyle bir yaşam biçimini benimsemiş olmasıdır.

Süreklilik Şartı

Kanun metnindeki “hayat sürme” ifadesi, davranışın süreklilik göstermesini açıkça gerektirir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, tek seferlik bir kumar oynama, bir defalık bir ahlaka aykırı davranış veya tek bir görüşme TMK m.163 anlamında haysiyetsiz hayat sürme olarak kabul edilmez. Eylemin az veya çok devamlılık göstermesi ve davalı eş tarafından bir yaşam biçimi olarak benimsenmiş olması gerekir.

Süreklilik ve Münferit Davranış Ayrımı

Tek seferlik davranışlar haysiyetsiz hayat sürme kapsamına alınmaz; ancak TMK m.166 evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilebilir. Davacı eşin dilekçesinde her iki sebebi alternatif olarak ileri sürmesi, hak kaybı yaşamamak adına önemlidir.

Örnekler: Haysiyetsiz Hayat Sürme Sayılan Davranışlar

Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde haysiyetsiz hayat sürme kapsamında değerlendirilen davranışlar şunlardır:

Bağımlılıklar

  • Aşırı alkol bağımlılığı (ayyaşlık)
  • Kumar bağımlılığı (kumarbazlık)
  • Uyuşturucu madde bağımlılığı ve kullanımı
  • Kontrolsüz bahis ve şans oyunlarına yönelme

Ahlaka Aykırı Faaliyetler

  • Randevu evi işletmek
  • Fuhuşla ilgili herhangi bir faaliyet
  • Hayat kadını olarak çalışma
  • Para karşılığı ilişki kurma
  • İnsan ticareti

Diğer Süreklilik Arz Eden Eylemler

  • Sürekli evlilik dışı ilişki yaşama (zinaya varmayan ancak mahremiyete aykırı)
  • Uyuşturucu ticareti
  • Ekonomik durumu iyi olmasına rağmen dilenmek
  • Teşhircilik

Haysiyetsiz Yaşamın Evlilik Sırasında Sürmesi

Haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanabilmek için, bu yaşam biçiminin evlilik süresince devam ediyor olması gerekir. Evlenmeden önce başlayan ancak evlilik sırasında da süren bir haysiyetsiz yaşam biçimi boşanma sebebi olur. Buna karşılık evlilik öncesinde mevcut olan ancak evlilikle birlikte sona erdirilen davranışlar, sırf evlenmeden önce sürdürülmüş olması nedeniyle TMK m.163 kapsamında boşanma sebebi sayılmaz.

Ortak Özellikler ve Davanın Şartları

Hem küçük düşürücü suç işleme hem de haysiyetsiz hayat sürme halleri için TMK m.163’e dayalı boşanma davasının kabul edilebilmesi açısından bir araya gelmesi gereken ortak şartlar vardır. Aile Mahkemesi hâkimi her dosyada bu üç şartın aynı anda gerçekleşip gerçekleşmediğini ayrı ayrı inceler.

1. Birlikte Yaşamayı İmkansız Kılma (Çekilmezlik Şartı)

TMK m.163’ün açık metni, davalı eşin eyleminin diğer eş açısından birlikte yaşamayı çekilmez hale getirmesini aramaktadır. Bu, sadece davranışın gerçekleşmiş olmasını yetersiz kılan; bunun ötesinde mağdur eş açısından evlilik birliğini sürdürmenin makul olmadığını gerekli kılan bir şarttır.

Çekilmezlik şartının değerlendirilmesi nispi nitelik taşır. Hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kültürel düzeyleri, çevreleri, varsa çocukların durumu ve evlilik birliğinin geçmişi gibi pek çok faktörü birlikte değerlendirir. Bir eş için çekilmez olan davranış, başka bir eş için bu boyuta ulaşmamış olabilir.

2. Hak Düşürücü Süre: Yok

Zina (TMK m.161) ve pek kötü davranış (TMK m.162) gibi diğer özel sebeplerde altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler vardır. Ancak TMK m.163 için kanun koyucu bilinçli bir tercihle herhangi bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Bu nedenle mağdur eş, eylem öğrenildikten ne kadar süre geçmiş olursa olsun her zaman boşanma davası açabilir.

Süresizliğin Sınırı: Affedilme ve Hoşgörü

Hak düşürücü süre bulunmaması, sınırsız hareket özgürlüğü anlamına gelmez. Mağdur eşin davranışı uzun süre hoşgörü ile karşılaması veya örtülü olarak affettiği sonucuna varılabilecek tutumlar sergilemesi, davanın reddine yol açabilir. Çünkü uzun süre devam eden ortak yaşam, çekilmezlik şartının gerçekleşmediği şeklinde yorumlanır. TMK m.2 dürüstlük kuralı da bu yönde işler.

3. Kusur Oranı

TMK m.163 kusura dayalı bir boşanma sebebi olduğundan, davalı eşin küçük düşürücü suçu veya haysiyetsiz davranışları kusurlu biçimde gerçekleştirmiş olması gerekir. Kusur, irade ile gerçekleştirilen davranışı ifade eder.

  • Tehdit altında, zorla veya iradesi dışında uyuşturucu kullanmaya başlatılan eş kusurlu sayılmaz
  • Akıl hastalığı nedeniyle iradesi olmayan eş için TMK m.163 değil, TMK m.165 (akıl hastalığı) gündeme gelir
  • Davacı eşin de kısmen kusurlu olması davayı reddetmez; ancak çekilmezlik değerlendirmesinde dikkate alınır
  • Davacı eş, davalının suçuna iştirak etmiş veya haysiyetsiz yaşamından menfaat sağlamışsa dava reddedilir
  • Davacı eş aynı yaşam tarzını paylaşıyorsa (örneğin her iki eşin de bağımlı olması) TMK m.163 işletilmez

Davada İspat ve Deliller

TMK m.163’e dayalı boşanma davasında ispat yükü, iddia eden tarafa yani davacı eşe aittir. Davacı eş, hem davranışın varlığını hem süreklilik unsurunu hem de çekilmezlik koşulunu somut delillerle ispat etmek zorundadır. İddia ispatlanamazsa dava reddedilir; ancak hâkim aynı olayları TMK m.166 evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirip boşanma kararı verebilir.

Delil Türü Kullanım Şekli İspat Değeri
Ceza mahkemesi kesinleşmiş kararı Suçun varlığı için kesin delil Yüksek
Soruşturma evrakı, iddianame Suçun maddi unsurunun varlığı için Yüksek
Polis tutanakları ve adli kayıtlar Olay yerinin ve eylemin tespiti Yüksek
Tanık beyanları Süreklilik ve çekilmezlik için Orta-yüksek
Fotoğraf, video, mesajlaşma kayıtları Davranışın somut tespiti Yüksek (hukuka uygun elde edilmişse)
Sosyal medya paylaşımları Haysiyetsiz davranışın aleniliği Orta
Banka kayıtları, kumarhane belgeleri Kumar veya parasal sorumsuzluğun ispatı Yüksek
Tedavi ve rehabilitasyon kayıtları Bağımlılığın tespiti Yüksek

Davalı eşin davranışı kabul etmesi (ikrar) tek başına boşanma kararı için yeterli değildir. Hâkim, davanın muvazaalı (anlaşmalı boşanma şeklinde) yürütülmesini önlemek amacıyla taraf beyanları yanında sunulan tüm delilleri serbestçe değerlendirir ve vicdani kanaatine göre karar verir.

Tazminat, Nafaka ve Velayet Sonuçları

TMK m.163’e dayalı boşanma davalarında davalı eş kural olarak ağır kusurlu kabul edilir. Bu durum, davanın mali ve velayet sonuçları üzerinde belirleyici etki yaratır.

Maddi ve Manevi Tazminat (TMK m.174)

TMK m.174 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Haysiyetsiz hayat süren veya küçük düşürücü suç işleyen eş, kural olarak ağır kusurludur. Mağdur eş; itibar kaybı, sosyal çevrede uğradığı utanç, psikolojik yıkım ve çocukların maruz kaldığı manevi zarar nedeniyle manevi tazminat da talep edebilir.

Yoksulluk Nafakası (TMK m.175)

Boşanma sonucu yoksulluğa düşecek olan eş, kusursuz veya daha az kusurlu olması şartıyla yoksulluk nafakası talep edebilir. Haysiyetsiz hayat süren veya küçük düşürücü suç işleyen eş ağır kusurlu kabul edildiğinden, kural olarak yoksulluk nafakası talep etme hakkı bulunmaz. Mahkeme, mağdur eşin ekonomik durumu zorlanacaksa onun lehine yoksulluk nafakasına hükmedebilir.

Velayet

Velayet kararı çocuğun üstün yararı ilkesine göre verilir. Davalı eşin küçük düşürücü suç işlemesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi tek başına velayet kaybına yol açmaz; ancak çocuğun fiziki, psikolojik veya ahlaki gelişimine zarar verdiği tespit edilirse velayet diğer eşe verilir. Hâkim, gerektiğinde pedagog veya sosyal hizmet uzmanı raporundan yararlanır.

Görevli, Yetkili Mahkeme ve Süreler

TMK m.163’e dayalı boşanma davası, aile hukuku uyuşmazlıklarındaki genel kurallara tabidir.

  1. Görevli mahkeme: Aile Mahkemesi. Aile Mahkemesi bulunmayan yargı çevrelerinde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla bu davaya bakar.
  2. Yetkili mahkeme: TMK m.168 uyarınca davacı eş, ya eşlerden birinin yerleşim yeri Aile Mahkemesinde ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer Aile Mahkemesinde dava açabilir.
  3. Dava açma süresi: TMK m.163 için kanunda öngörülmüş özel bir hak düşürücü süre yoktur. Mağdur eş eylemin gerçekleştiğini öğrendikten sonra her zaman dava açabilir.
  4. Yargılama usulü: Yazılı yargılama usulü uygulanır. Dilekçe karşılığı sürecini, ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama aşamaları izler.
  5. Birleştirme imkanı: TMK m.163 ile TMK m.166 sebepleri aynı dilekçede alternatif olarak ileri sürülebilir; özel sebep ispatlanamasa bile genel sebebe dayalı boşanma kararı alınabilir.

Yargıtay Kararları Işığında Uygulama

Yargıtay’ın TMK m.163’e ilişkin yerleşik kararları, uygulamada hâkimlerin nasıl bir değerlendirme yapacağını anlamak için kritik kaynaktır.

Yargıtay 2. HD 2011/21093 E. 2012/15178 K.

“Davalının kasten adam öldürme suçundan ağır ceza mahkemesinin kararı ile on beş sene hapis cezasına mahkum olduğu anlaşılmaktadır. Maddi vakıanın davalının ikrarı ve diğer delillerle sabit olması karşısında ceza mahkemesi kararının kesinleşmemiş olması sonuca etkili görülmemiştir. Kasten adam öldürmek eylemi küçük düşürücü nitelikte olup, bu suçu işleyen biriyle birlikte yaşaması davacıdan beklenemez. TMK 163 koşulları gerçekleşmiştir.”

Yargıtay 2. HD 2016/20524 E. 2018/8173 K.

“TMK 163 hükmüne göre boşanma kararı verebilmek için suç teşkil eden eylemin evlendikten sonra işlenmiş olması gerekir. Tarafların davalının işlediği suç tarihinden sonra evlendikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda gerekli olan beklenemezlik koşulu gerçekleşmediğinden davanın reddine karar vermek gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.”

Yargıtay 2. HD 2011/22536 E. 2012/17686 K.

“Haysiyetsiz hayat sürmenin varlığından söz edilebilmesi için eşin sosyal hayatta toplumun genel değer yargılarıyla çatışan davranışlarının süreklilik göstermesi ve diğer eş için birlikte yaşamayı ondan beklenemez hale getirmesi gereklidir. Süreklilik göstermeyen bir defalık davranış TMK 166 için yeterli olabilirse de, haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma kararı için yeterli değildir.”

Yargıtay 2. HD 2012/24990 E. 2013/10996 K.

“Haysiyetsiz yaşamaya ilişkin özel sebep, aynı zamanda TMK 166/1 maddesinde yer alan genel nitelikteki boşanma sebebini de oluşturur. Davanın özel sebebe dayalı olarak açılmış olması, delillerin bu sebeple boşanma kararı verilmesine yeterli olmaması durumunda, genel boşanma sebebiyle boşanma kararı verilmesine engel değildir.”

İzmir’de TMK 163 Boşanma Davaları

İzmir Aile Mahkemelerinde TMK m.163’e dayalı boşanma davaları, suçun ya da haysiyetsiz yaşamın somut tespitinin güç olduğu davalar arasındadır. İzmir Adliyesi bünyesindeki aile mahkemeleri, Karşıyaka, Bornova, Buca, Çiğli, Konak, Bayraklı ve Gaziemir başta olmak üzere il genelinden gelen TMK m.163 davalarında yoğun bir iş yüküne sahiptir.

İzmir pratiğinde, davacının TMK m.163 ile birlikte TMK m.166 evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebini alternatif olarak ileri sürmesi yaygın bir hukuki stratejidir. Bu yaklaşım, özel sebep ispatlanamasa bile aynı olaylara dayanılarak boşanma kararının alınabilmesini sağlar. İzmir Aile Mahkemeleri, özellikle uyuşturucu, kumar bağımlılığı ve evlilik dışı sürekli ilişki vakalarında, banka kayıtları, sağlık raporları ve tanık ifadelerini kapsamlı olarak değerlendirir.

Davanın yetki bakımından İzmir Aile Mahkemesinde açılabilmesi için eşlerden birinin yerleşim yerinin İzmir olması ya da eşlerin son altı ay süreyle İzmir’de birlikte yaşamış olmaları gerekir. Resmi mevzuat metinlerine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden, aile mahkemeleri usul kurallarına ise T.C. Adalet Bakanlığı resmi sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.

İzmir’de TMK 163 Davaları İçin Pratik Notlar

  • Dava dilekçesinde TMK m.163 ile TMK m.166 sebepleri birlikte ve alternatif olarak ileri sürülmelidir
  • Ceza yargılaması devam ediyorsa, Aile Mahkemesinin bunu bekletici mesele yapma talebi açıkça istenmelidir
  • Süreklilik için tanık beyanları ve uzun dönemli somut delil zinciri kurulmalıdır
  • Çekilmezlik unsuru için davacının yaşadığı somut zararlar açıkça ortaya konmalıdır
  • Velayet etkilenecekse pedagog ve sosyal hizmet uzmanı raporu erkenden talep edilmelidir

İzmir Aile ve Boşanma Hukuku Uzmanı

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davaları, ispat zorluğu ve sonuçların ağırlığı nedeniyle profesyonel hukuki destek gerektirir. İzmir Aile Mahkemelerinde TMK m.163 davalarında deneyim sahibi Avukat Melisa Ezgi Aslan ile iletişime geçebilirsiniz.

İzmir Boşanma Avukatı

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim küçük düşürücü bir suç işledi ama henüz mahkum olmadı. Boşanma davası açabilir miyim?

Evet, açabilirsiniz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre TMK m.163’e dayanarak boşanma davası açmak için ceza mahkemesinde kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı şart değildir. Aile Mahkemesi, suçun varlığını bağımsız olarak değerlendirir. Yargıtay 2. HD 2011/21093 E. kararında, ceza mahkemesi kararı kesinleşmemiş olsa bile maddi vakıa ikrar ve diğer delillerle sabit olduğunda boşanma kararı verilebileceğini açıkça vurgulamıştır. Aile Mahkemesi ceza davasını bekletici mesele yapabilir; siz davanızı açmaktan çekinmeyin.

Eşim evlenmeden önce ağır bir suç işlemişti, evlendikten sonra öğrendim. TMK 163’e dayanabilir miyim?

Hayır, doğrudan dayanamazsınız. TMK m.163’e göre boşanma davası açılabilmesi için suçun evliliğin devam ettiği bir dönemde işlenmiş olması gerekir. Evlilik öncesi işlenen suçlar bu madde kapsamında doğrudan boşanma sebebi sayılmaz. Yargıtay 2. HD 2016/20524 E. kararı bu yönde nettir. Ancak suçun varlığının evlilik birliğini temelinden sarsacak nitelikte olduğunu ve müşterek yaşamı sizin için çekilmez hale getirdiğini ispat ederek TMK m.166 evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanabilirsiniz.

Eşim yıllardır kumar oynuyor ama ben uzun süredir biliyordum ve sineye çekmiştim. Şimdi dava açabilir miyim?

TMK m.163 için kanunda hak düşürücü süre öngörülmemiştir, yani teorik olarak her zaman dava açabilirsiniz. Ancak uzun süre durumu hoşgörü ile karşılamış olmanız, mahkemenin çekilmezlik unsurunun gerçekleşmediği sonucuna varmasına yol açabilir. Mahkeme, durumu kabullendiğiniz veya örtülü olarak affettiğiniz değerlendirmesini yapabilir. Bu nedenle dava açarken son dönemde durumun ağırlaştığını, evliliğin artık katlanılmaz hale geldiğini somut delillerle göstermeniz önemlidir. TMK m.2 dürüstlük kuralı bu davalarda devreye girer.

Eşim sadece bir kez başka biriyle ilişki yaşadı. Bu haysiyetsiz hayat sürme sayılır mı?

Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre tek seferlik bir davranış haysiyetsiz hayat sürme kapsamına alınmaz. Haysiyetsiz hayat sürmenin tespiti için davranışın süreklilik göstermesi ve bir yaşam tarzı olarak benimsenmesi gerekir. Ancak bu eylem, eşin onaylanmayan davranışı olduğundan TMK m.166 evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle veya zinaya ulaştığı ispatlanırsa TMK m.161 zina sebebiyle boşanma davasına dayanak olabilir. Dilekçenizde her ihtimali alternatif olarak ileri sürmek isabetli olur.

Haysiyetsiz hayat süren eşten tazminat alabilir miyim?

Evet. TMK m.174 uyarınca davalı eşin ağır kusurlu sayıldığı bu davalarda; mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz eş maddi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan eş manevi tazminat talep edebilir. Haysiyetsiz hayat süren eşin davranışı, mağdur eşin sosyal çevresinde uğradığı utanç ve psikolojik yıkım göz önünde bulundurularak manevi tazminat genellikle kabul edilir. Tazminat miktarı, tarafların ekonomik durumları ve kusurun ağırlığı dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.

Davalı eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Kural olarak hayır. TMK m.175 uyarınca yoksulluk nafakası talep edebilmek için kusursuz veya daha az kusurlu olmak gerekir. Haysiyetsiz hayat süren veya küçük düşürücü suç işleyen eş ağır kusurlu kabul edildiğinden, yoksulluk nafakası talep etme hakkı kural olarak ortadan kalkar. Ancak iştirak nafakası (çocuğun bakımı için) ve tedbir nafakası (yargılama süresince) bu durumdan etkilenmez ve çocuğun üstün yararına göre belirlenir.

Haysiyetsiz hayat süren eşin velayet hakkı var mı?

Velayet kararı çocuğun üstün yararı ilkesine göre verilir. Eşin haysiyetsiz hayat sürmesi tek başına velayet kaybına yol açmaz; ancak çocuğun fiziki, psikolojik veya ahlaki gelişimine zarar verdiği veya verme tehlikesi taşıdığı durumlarda velayet diğer ebeveyne verilir. Uyuşturucu bağımlılığı, fuhuş, kontrolsüz alkol bağımlılığı gibi davranışlar çocuğun gelişimine doğrudan zarar verdiği için velayet kaybına yol açar. Mahkeme pedagog ve sosyal hizmet uzmanı raporundan da yararlanır.

TMK 163 davasında hangi deliller kullanılır?

Davacı eş; tanık beyanları, fotoğraf, video, mesajlaşma kayıtları, sosyal medya paylaşımları, ceza mahkemesi kararları, soruşturma evrakı, polis tutanakları, banka kayıtları, kumarhane belgeleri, sağlık ve rehabilitasyon raporları, idari mercilerin tespitleri gibi her türlü hukuken geçerli delili kullanabilir. Delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerekir; eşin haberi olmaksızın yapılan ses ve görüntü kayıtları bazı durumlarda hukuka aykırı delil sayılabilir. Bu nedenle delil toplama sürecinde profesyonel hukuki destek almak önemlidir.

Suç eşin kendisine karşı işlenmişse TMK 163’e dayanabilir miyim?

Hayır. TMK m.163 kapsamındaki suç, prensip olarak üçüncü kişilere veya devlete karşı işlenmelidir. Suç eşin kendisine karşı işlenmişse TMK m.162’de düzenlenen pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ya da TMK m.166 evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi devreye girer. Örneğin eşin diğer eşi darp etmesi, hakaret etmesi, tehdit etmesi gibi durumlar TMK m.162 kapsamındadır ve altı aylık hak düşürücü süreye tabidir.

Hem TMK 163’e hem TMK 166’ya birlikte dayanabilir miyim?

Evet, hatta önerilen budur. Yargıtay 2. HD 2012/24990 E. kararı, davanın TMK m.163 özel sebebine dayalı olarak açılmış olmasının, delillerin bu sebeple boşanma kararına yeterli olmadığı durumlarda TMK m.166 genel sebebine dayalı boşanma kararı verilmesine engel olmadığını açıkça vurgular. Bu nedenle dilekçenizde her iki sebebi alternatif olarak ileri sürmek hak kaybını önler ve davayı kazanma şansınızı artırır.

TMK 163 Boşanma Davasında Hukuki Destek

Suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davaları, ispat yükü ve mali sonuçlar bakımından özel bir uzmanlık gerektirir. İzmir Aile Mahkemelerinde TMK 163 davalarında deneyimli Avukat Melisa Ezgi Aslan’dan hukuki destek alabilirsiniz.

İzmir Boşanma Avukatı İle İletişime Geç

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir