Genel
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi geçerli midir? Evet, ancak sıkı bir şekil şartına tabidir: Türk Borçlar Kanunu m. 612 uyarınca miras sözleşmesi şeklinde, yani resmi vasiyetname usulüyle (noter, sulh hukuk hakimi veya tapu memuru huzurunda, iki tanıkla) düzenlenmelidir. Bu şekle uyulmadan yapılan sözleşme geçersizdir.

Bakım karşılığı yapılan devirlerde mirasçıların hakları her durumda tamamen ortadan kalkmaz. İşlemin gerçek bir bakım ilişkisine dayanıp dayanmadığı, bakım borcunun yerine getirilip getirilmediği ve devrin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığı (muris muvazaası), somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 611

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.

Sözleşmenin iki tarafı vardır: bakım borçlusu, bakım alacaklısını yaşamı boyunca bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer; bakım alacaklısı ise buna karşılık malvarlığının tamamını veya bir kısmını bakım borçlusuna devretme borcu üstlenir. Bu, iki tarafa karşılıklı borç yükleyen, ivazlı (karşılıklı edimli) ve sonucu ömür süresine bağlı olduğu için talih ve tesadüfe dayanan bir sözleşmedir.

Bakım borçlusunun yükümlülüğü yalnızca maddi ihtiyaçları karşılamakla sınırlı değildir; bakım alacaklısını aile topluluğuna dahil etmek, barınma sağlamak, beslenme ve giyim ihtiyaçlarını karşılamak, hastalığında tedavi ettirmek ve manevi destek sunmak gibi geniş bir yükümlülükler bütününü kapsar. Sözleşme sürekli bir borç ilişkisi doğurduğundan, bakım borçlusu bakım alacaklısı yaşadığı sürece bu edimi ifa etmek zorundadır.

Sözleşmenin Şekil (Geçerlilik) Şartı

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 612

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz. Sözleşme, Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmışsa, geçerliliği için yazılı şekil yeterlidir.

Bu, konunun en kritik noktasıdır: sözleşme miras sözleşmesi şeklinde, yani resmi vasiyetname usulüyle düzenlenmelidir (TMK m. 545). Resmi vasiyetname, yetkili bir memurun ve iki tanığın huzurunda düzenlenir (TMK m. 532/2). Tanıkların, sözleşmeden herhangi bir menfaat elde etmiyor olması gerekir. Bu şekil şartına uyulmadan (örneğin yalnızca adi yazılı bir belgeyle) yapılan bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi, kural olarak geçersizdir; bu geçersizlik, resmi şekilde bir taşınmaz bağışı da bulunmadığından, sözleşmeye dayanılarak açılacak tapu iptali ve tescil talebinin reddedilmesi sonucunu doğurabilir.

Kimler Düzenleyebilir? Noter, Sulh Hukuk Hakimi, Tapu Memuru

Noter

Taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığı değerlerini ilgilendiren ölünceye kadar bakma sözleşmelerini düzenleyebilir; uygulamada en sık kullanılan yoldur.

Sulh Hukuk Hakimi

Noterle aynı yetkiye sahiptir; taşınır ve taşınmaza ilişkin tüm hakları kapsayan sözleşmeleri düzenleyebilir.

Tapu Memuru

Yalnızca konusu taşınmaz üzerindeki ayni hakları ilgilendiren ölünceye kadar bakma sözleşmelerini düzenlemeye yetkilidir.

Sözleşme, bu yetkili memur, taraflar ve iki tanığın aynı anda ve aynı yerde bulunmasıyla, herkesin imzasının resmi memur huzurunda alınması suretiyle tamamlanır.

Bakım Alacaklısının Yasal İpotek Hakkı

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 613

Bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir.

Bakım alacaklısı, taşınmazını devrettikten sonra bakım borçlusunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi ihtimaline karşı korunmasız kalmaz; devrettiği taşınmaz üzerinde kendi lehine yasal ipotek tesis ettirebilir. Bu, bakım borçlusunun taşınmazı iyiniyetli üçüncü kişilere devretmesi halinde dahi (TMK m. 1023 uyarınca iyiniyetli edinen korunsa da) bakım alacaklısının alacağını güvence altında tutmasını sağlayan önemli bir tedbirdir.

Muris Muvazaası İddiası: Sözleşme Ne Zaman Geçersiz Sayılır?

Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gerçekte bir bakım ilişkisi kurmak için değil, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı iddiasıdır. Buna öğretide ve Yargıtay içtihatlarında “muris muvazaası” denir.

Muvazaa, tarafların gerçek iradesi ile dışa yansıyan (görünürdeki) beyanları arasında kasten yaratılmış bir aykırılıktır. Muris muvazaası iddiasında, murisin (mirasbırakanın) asıl amacının bakım karşılığı bir devir değil, aslında bedelsiz bir kazandırma (bağış) yapmak ve bunu bazı mirasçılardan gizlemek olduğu ileri sürülür. Böyle bir iddia ileri sürüldüğünde mahkeme, tarafların gerçek ve müşterek amacını, sözleşmenin çekişmeli hükmü olan Türk Borçlar Kanunu m. 19 (irade ve beyan uyuşmazlığı) çerçevesinde araştırır.

Mahkeme hangi unsurları birlikte değerlendirir?

  • Tarafların gerçek iradesi ve sözleşmenin yapılış amacı,
  • Mirasbırakanın gerçek bir bakıma ihtiyacı olup olmadığı (yaşı, sağlık durumu),
  • Devredilen malın değeri ile bakım hizmetinin makul karşılığı arasındaki oran,
  • Bakım sürecinin fiilen ve gerçekten yürütülüp yürütülmediği (birlikte yaşama, tedavi, günlük bakım),
  • Mirasbırakanın başka malvarlığının bulunup bulunmadığı,
  • Aile ilişkileri ve tarafların birbirine yakınlığı.

Sözleşme gerçek bir bakım ilişkisine dayanıyorsa ve mal kaçırma amacı taşımıyorsa, mirasçıların açtığı muvazaa davası reddedilir ve sözleşme geçerli kabul edilir. Buna karşılık, fiili bir bakım hiç yaşanmamışsa veya bakım hizmeti ile devredilen malın değeri arasında aşırı bir orantısızlık varsa, sözleşmenin muvazaalı olduğu ve mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı kabul edilebilir.

Tek Malvarlığının Devri Kuralı

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, mirasbırakanın sahip olduğu tek taşınmaz malını ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle bir kişiye (özellikle mirasçılardan birine) tamamen devretmesi, makul sınırı aşan bir işlem olarak değerlendirilebilir ve muvazaa şüphesini güçlendirir. Gerçek bir bakım ilişkisi kurulmak isteniyorsa, bunun taşınmazın tamamının değil, belirli bir payının devri yoluyla da sağlanabileceği kabul edilir. Mirasbırakanın tek malvarlığını bütünüyle devretmesi, diğer mirasçıları mirasın tamamından yoksun bırakma sonucunu doğurduğundan, bu durum mahkemelerce özellikle dikkatle incelenir.

Tenkis Davasına Konu Olur mu?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, karşılıksız bir kazandırma değil, iki tarafa borç yükleyen ivazlı bir sözleşme olduğundan, kural olarak tenkis davasına (saklı pay ihlali nedeniyle indirim davasına) konu edilemez; çünkü ortada bedelsiz bir kazandırma yoktur. Ancak bu kuralın istisnaları vardır: özellikle bakım borçlusunun bakım alacaklısından önce vefat etmesi veya bakım yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi gibi durumlarda, mirasçıların belirli bir oranda tenkis talebinde bulunabileceği Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir.

Sözleşmenin Sona Ermesi: Önelli ve Önelsiz Fesih

Sözleşmenin Sona Ermesi: Önelli ve Önelsiz Fesih

Sözleşmenin Sona Ermesi: Önelli ve Önelsiz Fesih

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 616 (Önel Verilerek Fesih)

Tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunur ve fazla alan taraf kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemezse, diğer taraf altı ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 617 (Önel Verilmeksizin Fesih)

Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını imkânsız hâle getirir ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir. Sözleşme bu sebeplerden birine dayanılarak feshedildiği takdirde kusurlu taraf, aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa, bu yüzden uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olur.

Bakım borçlusunun bakım yükümlülüğünü yerine getirmemesi (örneğin bakım alacaklısına kötü muamelede bulunması, ihtiyaçlarını karşılamaması, hakaret veya tehdit etmesi) önel verilmeksizin fesih hakkı doğurur. Bu durumda kusurlu taraf aldığını geri vermek ve kusursuz tarafın zararını tazmin etmekle yükümlü olur. Hakim, önel vermeksizin feshi yerinde bulabileceği gibi, tarafların aile topluluğu içinde yaşamasına son vererek bakım alacaklısına ömür boyu bir gelir (irat) bağlanmasına da karar verebilir.

Bakım Borçlusunun Bakım Alacaklısından Önce Ölmesi Halinde

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 618

Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası hâlinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilir.

Bakım borçlusunun ölümü halinde, bakım alacaklısının devrettiği malvarlığı değerlerini aynen geri alma hakkı yoktur; yalnızca bakım borçlusu iflas etmiş olsaydı iflas masasından alabileceği tutara eşit bir para talep edebilir. Bu nedenle devredilen malvarlığı, bu senaryoda fiilen bir para alacağına dönüşür.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesine İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2017/2972 E., 2018/602 K.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddia edilse dahi, murisin sözleşme konusu taşınmazlar dışında başka malvarlığının bulunduğu ve temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşımadığı tespit edilmişse, sözleşmenin geçerli kabul edilmesi ve tapu iptali/tescil talebinin kabulü gerektiğine hükmedilmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2021/5375 E., 2022/5707 K.

Bakım borçlusunun, bakım alacaklısını ailesi içine alıp barınma, besleme-giydirme, tedavi ve manevi destek gibi yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği tespit edilirse, bakım alacaklısının sözleşmeyi feshederek devrettiği payın iptalini ve adına tescilini talep edebileceğine karar verilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2019/3047 E., 2021/2046 K.

Mirasbırakanın tek malvarlığı olan taşınmazını, gerçek bir bakım ilişkisi olsa dahi payının tamamını devretmesinin makul sınırı aştığı; gerçek bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi olsaydı bunun pay devri yoluyla da sağlanabileceği, bu nedenle işlemin muvazaalı kabul edilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Sözleşme Yaparken ve Sonrasında Nelere Dikkat Edilmeli?

Bakım borçlusu ve bakım alacaklısı için pratik öneriler

  1. Sözleşmenin mutlaka noter, sulh hukuk hakimi veya (taşınmaz sınırlıysa) tapu memuru önünde, resmi vasiyetname usulüyle ve iki tanıkla düzenlenmesini sağlayın.
  2. Bakım alacaklısının sözleşme tarihindeki akıl sağlığını gösteren güncel ve yetkili bir sağlık raporu alınmasını değerlendirin.
  3. Mirasbırakanın tek malvarlığı söz konusuysa, tamamının değil belirli bir payının devrini tercih edin.
  4. Bakım sürecini (birlikte yaşama, sağlık giderleri, günlük bakım) belgeleyin; fatura, reçete, tanık beyanı gibi kanıtları saklayın.
  5. Bakım alacaklısı, taşınmaz devrettiyse yasal ipotek hakkını kullanmayı değerlendirsin.
  6. Mirasçı iseniz ve muvazaa şüpheniz varsa, dava açmadan önce sözleşmenin şeklini, bakım sürecinin gerçekliğini ve mirasbırakanın diğer malvarlığını araştırın.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerliliği, muris muvazaası iddiası veya mirasçı olarak haklarınızın değerlendirilmesi, somut olayın delilleriyle yakından ilgilidir.

İzmir Avukat

Sık Sorulan Sorular

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi noter huzurunda yapılmazsa geçerli olur mu?

Kural olarak hayır. TBK m. 612 uyarınca sözleşme miras sözleşmesi (resmi vasiyetname) şeklinde yapılmadıkça geçerli değildir. Adi yazılı bir belge, kural olarak bu geçerlilik şartını sağlamaz.

Muris muvazaası iddiası her ölünceye kadar bakma sözleşmesinde başarılı olur mu?

Hayır. Sözleşme gerçek bir bakım ilişkisine dayanıyorsa ve mal kaçırma amacı taşımadığı somut delillerle (bakım süreci, mirasbırakanın diğer malvarlığı gibi) gösterilirse, muvazaa iddiası reddedilir ve sözleşme geçerli sayılır.

Mirasbırakanın tek taşınmazını devretmesi neden risklidir?

Yargıtay’a göre bu durum makul sınırı aşan bir işlem olarak değerlendirilebilir ve muvazaa şüphesini güçlendirir; gerçek bir bakım ilişkisinde taşınmazın tamamı yerine belirli bir payının devri daha güvenli bir yoldur.

Bakım borçlusu yükümlülüğünü yerine getirmezse ne olur?

Bakım alacaklısı, önel vermeksizin sözleşmeyi feshedebilir; kusurlu bakım borçlusu aldığını geri vermek ve uğranılan zararı tazmin etmekle yükümlü olur.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi tenkis davasına konu olabilir mi?

Kural olarak hayır, çünkü ivazlı bir sözleşmedir. Ancak bakım borçlusunun bakım alacaklısından önce ölmesi veya yükümlülüğün gereği gibi yerine getirilmemesi gibi istisnai hallerde tenkis talebi gündeme gelebilir.

Yazar Hakkında

Bu içerik, Av. Melisa Ezgi Aslan tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 611-618 ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 532, 545 hükümleri ile ilgili Yargıtay içtihatları esas alınarak hazırlanmıştır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerliliği, muris muvazaası iddiaları ve mirasçıların hakları hakkında detaylı bilgi için hukuki danışmanlık alınması önerilir.

Av. Melisa Ezgi Aslan, İzmir merkezli hukuk hizmetlerinin yanı sıra Konak, Karşıyaka, Bornova, Buca, Bayraklı, Çiğli, Gaziemir ve Karabağlar ilçelerinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi, muris muvazaası ve miras hukuku uyuşmazlıklarında müvekkillerine hukuki destek sunmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ankara Avukat Ankara Çekişmeli Boşanma Avukatı Kült Avukatlık Sakarya Avukat Uzman Mütalaası İstanbul Avukat Ankara Boşanma Avukatı İzmir Ceza Avukatı Kartal Avukat Kripto Para Avukatı