İzmir • Sözleşmeler & Borçlar Hukuku

İzmir Sözleşme Avukatı ve Borçlar Hukuku

Borçlar hukuku; kişiler arasındaki borç ilişkilerini, sözleşmelerin kurulmasını ve sona ermesini, haksız fiil ile sebepsiz zenginleşmeden doğan sorumlulukları düzenleyen özel hukuk dalıdır. Günlük ticari hayattan kira sözleşmelerine, eser ve hizmet sözleşmelerinden tüketici ilişkilerine kadar son derece geniş bir uygulama alanına sahiptir.

İzmir Avukat olarak borçlar hukuku uyuşmazlıklarında; sözleşmenin kurulduğu aşamadan ihlal ve fesih süreçlerine, tazminat taleplerinden icra takibine kadar her aşamada hukuki sürecin doğru yönetilmesi belirleyici rol oynamaktadır. Bu sayfa, İzmir'de sözleşmeler ve borçlar hukuku süreçlerine ilişkin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Her somut olayın koşulları farklıdır; bu sayfadaki bilgiler genel nitelikte olup bireysel hukuki tavsiye yerine geçmez. Borçlar hukukunu ilgilendiren her türlü uyuşmazlıkta dosyaya özgü profesyonel değerlendirme alınması önerilir.

İzmir sözleşmeler ve borçlar hukuku görseli — sözleşme hazırlama, tazminat, borç ilişkileri
Bilgilendirme: İçerik genel bilgi amaçlıdır; her somut olayın değerlendirmesi sözleşmenin türüne, tarafların konumuna ve dosyanın koşullarına göre değişebilir.

Sözleşme Hazırlama

Satış, kira, eser, hizmet ve özel sözleşmelerin müzakere edilmesi, hazırlanması ve incelenmesi.

Sözleşme İhlali

Temerrüt, sözleşmeden dönme, fesih, ayıp ihbarı ve ihlalden doğan tazminat talepleri.

Haksız Fiil & Tazminat

Haksız fiilden doğan maddi ve manevi tazminat davaları, sebepsiz zenginleşme ve kusur tespiti.

Borç İlişkileri

Alacak devri, borcun nakli, kefalet, garanti sözleşmesi, takas ve zamanaşımı uyuşmazlıkları.

Bilgilendirme Notu: Bu sayfadaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır. Borçlar hukuku uyuşmazlıkları; sözleşmenin türüne, tarafların konumuna, ihlalin niteliğine ve dosyanın özelliklerine göre farklı seyredebilir. Burada yer alan bilgiler kesin sonuç vaadi veya garanti anlamı taşımaz.

Borçlar Hukuku Nedir?

Borçlar hukuku; kişiler arasındaki borç doğuran ilişkileri, bu ilişkilerin kaynaklarını (sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme), borçların ifası ve sona ermesini düzenleyen özel hukuk dalıdır. Türkiye'de bu alan ağırlıklı olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve ilgili özel kanunlar çerçevesinde uygulanmakta; ticari ilişkilerde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ile birlikte değerlendirilmektedir.

Borç ilişkisinin üç temel kaynağı vardır: sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme. Sözleşmeden doğan borçlarda tarafların iradeleri ve sözleşme metni belirleyicidir; haksız fiilde ise kusur, zarar ve illiyet bağı temel unsurları oluşturur. Sebepsiz zenginleşme ise hukuken geçerli bir neden olmaksızın başkası aleyhine zenginleşme hallerini kapsar.

İzmir'de borçlar hukuku uyuşmazlıkları; kira sözleşmelerinden doğan anlaşmazlıklar, satış sözleşmelerinde ayıp ve tazminat talepleri, eser ve hizmet sözleşmesi ihlalleri, haksız fiil tazminatları ve alacak-borç ilişkilerinden kaynaklanan davalar biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Bu uyuşmazlıkların büyük bölümünde dava öncesinde ihtarname gönderilmesi, arabuluculuk ya da uzlaşma girişimi önemli ilk adımlardır.

Borçlar hukukunda sık görülen konu başlıkları:

  • Sözleşme hazırlanması, müzakeresi ve hukuki inceleme (due diligence)
  • Satış sözleşmesinde ayıp, zapta karşı tekeffül ve tazminat
  • Eser sözleşmesinde ayıplı iş, eksik ifa ve iş bedeli uyuşmazlıkları
  • Hizmet sözleşmesinden doğan ücret ve tazminat talepleri
  • Kira sözleşmesi uyuşmazlıkları; kira artışı, tahliye, depozito
  • Temerrüt, sözleşmeden dönme ve fesih koşulları
  • Haksız fiilden doğan maddi ve manevi tazminat davaları
  • Sebepsiz zenginleşme ve istirdat talepleri
  • Kefalet sözleşmesi ve kefilin sorumluluğu
  • Alacak devri, borcun nakli ve borçtan kurtarma taahhüdü
  • Zamanaşımı ve def'i uyuşmazlıkları
  • Tüketici sözleşmeleri ve cayma hakkı

İzmir Sözleşme Avukatı Hangi Süreçlerde Destek Sağlar?

Borçlar hukukunda hukuki destek; yalnızca uyuşmazlık çıktıktan sonra değil, sözleşme müzakere edildiği ve imzalandığı aşamada da kritik önem taşır. İyi hazırlanmış bir sözleşme; olası anlaşmazlıkları büyük ölçüde önler, uyuşmazlık çıkması halinde ise tarafın pozisyonunu güçlendirir.

İzmir'de borçlar hukuku uyuşmazlıklarında avukatlık desteği; sözleşme hazırlığı ve müzakereden, ihtarname ve arabuluculuk aşamasına, asliye hukuk mahkemesinde dava açılmasından icra takibine kadar tüm süreci kapsamaktadır.

Sözleşme Hazırlanması ve İncelenmesi

Bir sözleşmenin hukuken sağlam ve taraf yararlarını dengeli biçimde koruyan bir metin olması; tarafların hak ve yükümlülüklerinin açık tanımlanmasına, ifa koşullarına, temerrüt hallerinin ve fesih şartlarının net belirlenmesine, uyuşmazlık çözüm yolunun kararlaştırılmasına ve cezai şart gibi güvence mekanizmalarının kurgulanmasına bağlıdır.

Daha önce hazırlanmış bir sözleşmenin imzalanmadan önce avukata inceletilmesi; gözden kaçırılan riskli hükümlerin, tek taraflı yükümlülüklerin ve mevzuata aykırılıkların tespit edilmesini sağlar. Özellikle uzun süreli ilişkilere dayanan kira, bayilik, taşeronluk ve hizmet sözleşmelerinde bu inceleme son derece değerlidir.

Temerrüt, Sözleşmeden Dönme ve Fesih

Temerrüt; borcun muaccel olmasına rağmen ifa edilmemesidir. Alacaklı temerrüdü ile borçlu temerrüdü farklı hukuki sonuçlar doğurur. Borçlunun temerrüde düşürülmesi için kural olarak ihtarname ile ihtar yapılması ve süre tanınması gerekir; bu adım atılmadan dava açılması sonucu olumsuz etkileyebilir.

Sözleşmeden dönme; karşı tarafın esaslı borcunu ifa etmemesi ya da ifa etmeyeceğini bildirmesi durumunda sözleşmenin geriye etkili biçimde ortadan kaldırılmasını ifade eder; taraflar birbirinden aldıklarını iade etmekle yükümlü olur. Fesih ise sürekli edimli sözleşmelerde ileriye etkili olarak ilişkiyi sona erdirir. İki kurumun ayrı koşulları ve farklı hukuki sonuçları olduğundan somut olaya göre hangisinin tercih edileceği iyi değerlendirilmelidir.

Satış Sözleşmesinde Ayıp ve Tazminat

Satım sözleşmesinde alıcının ayıba karşı korunma hakları; sözleşmeden dönme, satış bedelinin indirilmesi, ayıpsız misliyle değiştirim talep etme veya zararın giderilmesi biçiminde kullanılabilir. Bu hakların kullanımında ayıp ihbar yükümlülüğü kritik önem taşır; ayıbın keşfinden kısa süre içinde (kural olarak taşınırlarda derhal, taşınmazlarda bir yıl içinde) satıcıya bildirimde bulunulmazsa alıcı haklarını yitirebilir. Gizli ayıp hallerinde ise farklı süreler işlemektedir.

Satış bedelinin ödenmemesi halinde ise satıcı; sözleşmeden dönme ve malın iadesi ya da temerrüt faizi ile birlikte bedelin tahsili yollarından birini seçebilir. Her iki yolun koşulları ve sonuçları somut olaya göre değerlendirilmelidir.

Eser Sözleşmesi Uyuşmazlıkları

Eser sözleşmesi; yüklenicinin (müteahhit, taşeron, hizmet sağlayıcı) bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin (sipariş verenin) ise bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İnşaat, tamir, yazılım geliştirme, tasarım gibi alanlarda yaygın biçimde uygulanır.

Eser sözleşmesinden doğan başlıca uyuşmazlıklar şunlardır: teslim süresinin aşılması, ayıplı veya eksik ifa, iş bedelinin ödenmemesi ve eserin teslim alınmaması. Ayıplı iş halinde iş sahibi; eserin onarımını, bedelinin indirilmesini ya da sözleşmeden dönmeyi talep edebilir. Hangi yolun seçileceği; ayıbın niteliğine, giderilip giderilemeyeceğine ve tarafların sözleşmede öngördüğü düzenlemelere göre belirlenir.

Kira Sözleşmesi Uyuşmazlıkları

Kira sözleşmeleri; hem konut hem de işyeri kiraları için ayrı düzenlemeler içermektedir. Konut kiralarında kira artış sınırı, kiracının tahliyesi ve depozito uyuşmazlıkları sık karşılaşılan başlıklar arasındadır. TBK'da düzenlenen tahliye sebepleri sınırlı sayıdadır; bu nedenle tahliye sürecinde hangi yasal sebebin ileri sürüleceğinin doğru belirlenmesi önem taşır.

İşyeri kiralarında ise kira bedelinin tespiti, erken fesih halinde tazminat, kiracının devri ve alt kira gibi konular öne çıkar. Kira uyuşmazlıklarında dava öncesinde ihtarname gönderilmesi ve arabuluculuğa başvuru zorunluluğuna uyulması sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik adımlardır.

Haksız Fiil ve Tazminat Davaları

Haksız fiil; hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiil sorumluluğunun doğması için kural olarak dört unsurun bir arada bulunması gerekir: fiil, hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağı. Kusur; sorumluluğun asıl unsuru olmakla birlikte, bazı hallerde kusursuz sorumluluk da söz konusu olabilir (işverenin işçi eylemleri nedeniyle sorumluluğu, yapı malikinin sorumluluğu gibi).

Haksız fiilden doğan tazminat; maddi tazminat (fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç) ile manevi tazminat olarak ikiye ayrılır. Manevi tazminat; kişilik haklarının zedelenmesi, bedensel bütünlüğün ihlali veya yakının ölümü gibi hallerde talep edilebilir. Zarar miktarı ve illiyet bağının ispatı; tazminat davasının seyrini belirleyen temel unsurlardır.

Sebepsiz Zenginleşme

Sebepsiz zenginleşme; hukuken geçerli bir neden olmaksızın başkasının mal varlığı aleyhine zenginleşmedir. Geçersiz ya da ifa edilmeyen sözleşmeler kapsamında yapılan ödemeler, hata ile yapılan ödemeler ve geçersiz kalan hukuki işlemler sonucu el değiştiren değerlerin iadesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Sebepsiz zenginleşme davasında zamanaşımı; zenginleşenden geri isteme hakkının öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlükârda zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıldır. Hem alacaklı hem de borçlu pozisyonundaki taraflar bu kurumun koşullarını ve sınırlarını bilmekten yararlanabilir.

Kefalet Sözleşmesi ve Kefil Hakları

Kefalet; kefil olarak nitelendirilen kişinin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmeyi üstlendiği bir güvence sözleşmesidir. TBK kapsamında kefalet sözleşmesinin geçerliliği için yazılı şekil zorunludur; kefilin azami sorumlu olduğu tutarın açıkça belirtilmesi ve kefaletin kefil tarafından el yazısıyla imzalanması gerekir. Bu şekil şartlarına uyulmaması kefaleti geçersiz kılabilir.

Kefil; borçlunun borcunu ödememesi halinde alacaklı tarafından takibe alınabilir. Ancak kefilin rücu hakkı, faydalanma def'i ve ön öne geçme hakları gibi yasal güvenceleri mevcuttur. Bu haklardan etkin biçimde yararlanılması, kefalet ilişkisinden doğabilecek zararı önemli ölçüde sınırlayabilir.

Önemli Hatırlatma: Borçlar hukukunda zamanaşımı süreleri sözleşme türüne ve talebin niteliğine göre farklılık gösterir. Genel zamanaşımı on yıl olmakla birlikte ayıp ihbarı, haksız fiil ve kefalet gibi alanlarda çok daha kısa süreler geçerlidir. Hak kaybı yaşanmaması için talebin fark edildiği anda hukuki değerlendirme yapılması önerilir.

Sözleşme Uyuşmazlıklarında Süreç Adımları

Borçlar hukuku uyuşmazlıklarında sürecin nasıl ilerlediğini bilmek; hem zaman yönetimi hem de hak kaybının önlenmesi açısından büyük önem taşır. Aşağıdaki adımlar genel akışı özetler; sözleşmenin türüne ve uyuşmazlığın niteliğine göre bazı aşamalar değişebilir.

1

Durum Tespiti

Sözleşmenin ve ihlalin incelenmesi, talep kalemlerinin belirlenmesi ve zamanaşımı durumunun tespiti.

2

İhtarname

Karşı tarafa noter kanalıyla ihtarname gönderilmesi; temerrüde düşürme ve süre tanıma.

3

Arabuluculuk

Uyuşmazlığın niteliğine göre zorunlu veya ihtiyari arabuluculuk başvurusu ve müzakere süreci.

4

Dava & İcra

Asliye hukuk mahkemesinde dava açılması veya icra takibinin başlatılması; ihtiyati tedbir ve haciz talepleri.

5

Karar & Tahsil

Mahkeme kararının kesinleşmesi ve alacağın tahsili için icra işlemlerinin tamamlanması.

Borçlar Hukukunda Sık Karşılaşılan Konulara Detaylı Bakış

Borçlar hukuku; gündelik ilişkilerden karmaşık ticari sözleşmelere kadar her boyutuyla karşımıza çıkan, uygulamada son derece geniş bir kapsama sahip hukuk dalıdır. Aşağıdaki başlıklar, İzmir'de borçlar hukuku uyuşmazlıklarında öne çıkan konulara kapsamlı bir bakış sunmaktadır.

Cezai Şart ve İfa Güvenceleri

Cezai şart; sözleşmede belirli bir yükümlülüğün ifa edilmemesi veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde ödenmesi kararlaştırılan götürü tazminattır. Alacaklının zararını ayrıca ispat etmesi gerekmemesi nedeniyle pratik bir güvence aracıdır. Mahkeme; aşırı yüksek bulunan cezai şartı TBK m. 182 kapsamında indirebilir. Cezai şartın gerçek bir güvence işlevi görmesi için tutarın makul düzeyde ve ikili ilişkiyle orantılı belirlenmesi önerilir.

Sözleşmenin Geçersizliği: Butlan ve İptal Edilebilirlik

Sözleşmenin geçersizliği; kesin hükümsüzlük (butlan) ve iptal edilebilirlik olmak üzere iki biçimde karşımıza çıkar. Butlan; emredici hükümlere aykırılık, imkânsız edim veya şekil eksikliği gibi nedenlerle sözleşmenin baştan itibaren geçersiz sayılmasıdır; herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden hüküm doğurur. İptal edilebilirlik ise hata, hile, korkutma veya gabin gibi iradeyi sakatlayan hallerden kaynaklanır ve ilgili tarafın iptal beyanıyla geçersizlik sonucu ortaya çıkar.

Sözleşmenin geçersizliğine dayanılarak tarafların birbirinden aldıklarını iade etmesi istenilebilir. Geçersiz sözleşme kapsamında yapılan ödemelerin geri alınmasında sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Ön Sözleşme ve Bağlayıcılığı

Ön sözleşme; tarafların ileride belirli koşullarla asıl sözleşmeyi kurmayı taahhüt ettiği hazırlık sözleşmesidir. Taşınmaz satışına ilişkin ön sözleşmelerde resmi şekil (noter) aranmaz; ancak taşınmazın devrine ilişkin asıl sözleşme resmi şekle tabidir. Ön sözleşmeden cayılması halinde karşı taraf; asıl sözleşmenin kurulmasını ya da uğradığı zararın tazminini talep edebilir. Gayrimenkul alım-satımında sık karşılaşılan "söz verip cayma" durumları bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Vekâlet, Temsil ve Yetkisiz Temsil

Vekâlet sözleşmesi; vekilin müvekkil adına iş görmeyi üstlendiği sözleşmedir. Vekilin özen yükümlülüğü ve sadakat borcu, vekâletin sınırları ve aşılması hallerinde ortaya çıkan sorumluluk borçlar hukukunun pratik önem taşıyan başlıkları arasındadır. Yetkisiz temsil; temsil yetkisi olmaksızın bir başkası adına işlem yapılmasıdır. Bu durumda temsil edilenin onayı alınmaz ise işlem geçerliliğini yitirme riskiyle karşı karşıya kalır; yetkisiz temsilci ise işlemden doğan zarardan sorumlu tutulabilir.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

TBK kapsamında genel zamanaşımı süresi on yıldır. Ancak bazı özel borç ilişkileri için çok daha kısa süreler öngörülmüştür: haksız fiilde iki yıl (zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren) ve her halükarda on yıl; ayıptan doğan taleplerde taşınırlarda iki yıl, taşınmazlarda beş yıl; kira bedelinde beş yıl gibi.

Zamanaşımı def'i; borçlu tarafından ileri sürülmedikçe mahkemece re'sen dikkate alınmaz. Zamanaşımını kesen haller (dava açılması, icra takibi, borçlunun ikrarı) ve durduran haller (evlilik, velayet) de somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Zamanaşımı dolmadan önce harekete geçilmesi, hak kaybının önüne geçmenin temel yoludur.

Hatırlatma: Bu bölümdeki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir. Borçlar hukukunda uygulanacak hükümler ve zamanaşımı süreleri; sözleşmenin türüne, ihlalin niteliğine ve tarafların statüsüne göre farklılaşır. Somut durumlar için avukat görüşü alınması önerilir.

Borçlar Hukuku Davalarında Deliller ve Süreç Yönetimi

Borçlar hukuku davalarında deliller; borcun varlığını, ihlalin niteliğini ve zararın boyutunu ortaya koyma açısından davanın seyrini belirler. Uyuşmazlık ortaya çıktığında mevcut belgelerin eksiksiz korunması ve derlenmesi, hem ihtarname aşamasında hem de yargılama sürecinde belirleyici öneme sahiptir.

Sözleşme ve Yazışma Kayıtları

İmzalı sözleşme; hak ve yükümlülüklerin temel delilidir. Sözleşmenin yazılı olmaması ya da kaybolması durumunda e-posta yazışmaları, mesajlaşma uygulamaları içerikleri, teklifler ve fatura kayıtları sözleşmesel ilişkinin varlığını desteklemek amacıyla kullanılabilir. İhtarnamenin noter kanalıyla gönderilmiş olması; temerrüdün, tanınan sürenin ve karşı tarafın bilgilendirilmesinin ispatı açısından kritik öneme sahiptir.

Fatura, Ödeme Belgesi ve Banka Kayıtları

Borç ilişkisinin varlığını ve miktarını kanıtlayan faturalar, banka dekontu, havale belgesi ve pos slip gibi ödeme kayıtları; alacaklı açısından temel delil araçlarıdır. Ödemenin yapıldığını kanıtlamak isteyen borçlu da bu belgelerden yararlanabilir. Özellikle haksız fiil davalarında zararın gerçek miktarını ortaya koymak için fatura ve gider belgeleri büyük önem taşır.

Bilirkişi İncelemesi

Eser sözleşmesi davalarında yapılan işin kalitesi ve ayıpların tespiti, satım davalarında malın değeri, haksız fiil davalarında zarar miktarı gibi teknik konularda bilirkişi incelemesi sıklıkla başvurulan bir delil aracıdır. Bilirkişi raporuna itiraz hakkı mevcuttur; raporun alınmasının ardından içeriğinin dikkatli biçimde incelenmesi ve gerekirse karşı görüş talep edilmesi önerilir.

Tanık Beyanı ve Yemin

Belirli bir tutarın altındaki borç ilişkilerinde tanık beyanı delil olarak kabul edilebilir; ancak kanunun yazılı şekil şartı öngördüğü sözleşmelerde (taşınmaz satışı, kefalet gibi) tanıkla ispat kural olarak mümkün değildir. Yemin; özellikle tarafların beyanlarının çeliştiği davalarda mahkemenin başvurabileceği bir ispat aracıdır.

Unutmayın: Borçlar hukuku davalarında en değerli deliller genellikle yazılı belgelerdir. İhtarname, sözleşme ve ödeme belgelerinin zamanında ve eksiksiz düzenlenmesi; olası uyuşmazlıklara karşı en etkili önlemdir. Uyuşmazlık fark edildiğinde belgelerin derhal korunması ve avukata danışılması tavsiye edilir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Aşağıdaki sorular, İzmir'de sözleşmeler ve borçlar hukuku süreçlerinde sıkça merak edilen konulara genel bilgilendirme amaçlı yanıtlar sunmaktadır. Her somut olay farklı olduğundan, yanıtlar genel çerçeve niteliğindedir.

Sözleşmeden dönmek için ne yapmam gerekir?
Sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için öncelikle karşı tarafın esaslı borcunu ifa etmemiş olması ve dönme koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Kural olarak dönmeden önce noter kanalıyla ihtarname gönderilerek karşı tarafa ifa için makul bir süre tanınmalıdır. Süre dolmasına rağmen ifa gerçekleşmezse dönme hakkı kullanılabilir. Dönme bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda hüküm doğurur ve taraflar birbirinden aldıklarını iade etmekle yükümlü olur.
Karşı taraf borcunu ödemedi; ihtarname göndermeden dava açabilir miyim?
Hukuki açıdan doğrudan dava açmak mümkün olmakla birlikte, ihtarname gönderilmemiş olması çeşitli olumsuz sonuçlara yol açabilir: temerrüt tarihinin belirsizliği, temerrüt faizinin geç işlemeye başlaması ve bazı davalarda ön koşulun yerine getirilmemiş sayılması bunların başında gelir. Bu nedenle dava öncesinde noter kanalıyla ihtarname gönderilmesi hem hukuki zorunluluk hem de iyi bir uygulama olarak değerlendirilir.
Satın aldığım üründe ayıp çıktı; ne yapabilirim?
Satın alınan üründe ayıp tespit edildiğinde derhal satıcıya ihbarda bulunulması gerekir. Ayıba karşı koruma hakları şunlardır: sözleşmeden dönme, satış bedelinin indirilmesi, ayıpsız misliyle değiştirim ve zararın giderilmesi. Hangi hakkın talep edileceği; ayıbın niteliğine, ürünün türüne ve satıcının tutumuna göre belirlenir. Tüketici sözleşmelerinde ek güvenceler mevcuttur; ticari alımlarda ise TBK hükümleri uygulanır.
İmzaladığım sözleşmenin geçersiz olduğunu düşünüyorum; ne yapabilirim?
Sözleşmenin geçersizliği birkaç farklı biçimde gündeme gelebilir: emredici hükümlere aykırılık veya şekil eksikliği nedeniyle kesin hükümsüzlük ya da hata, hile, korkutma veya gabin gibi irade sakatlığı nedeniyle iptal edilebilirlik. Kesin hükümsüzlük kendiliğinden hüküm doğurur; iptal edilebilirlik ise belirli süreler içinde iptal beyanıyla ileri sürülmelidir. Her iki durumda da yapılan ödemelerin iadesi gündeme gelebilir. Somut koşulların avukata aktarılması geçersizlik türünün ve izlenecek yolun belirlenmesi açısından önem taşır.
Kefil oldum; ne zaman ve nasıl takip edilebilirim?
Kefaletin türüne göre farklı koşullar geçerlidir. Adi kefalette alacaklı önce asıl borçluya başvurmak zorundadır; borçludan tahsilât yapılamadığı ortaya çıkınca kefile gidilebilir. Müteselsil kefalette ise alacaklı doğrudan kefili takip edebilir. Kefil; rücu hakkı sayesinde ödediği tutarı asıl borçludan talep edebilir. Kefalet sözleşmesinin yazılı olması ve azami tutarın belirtilmesi geçerlilik şartıdır; bu koşullar sağlanmamışsa kefalet geçersiz olabilir.
İnşaat firması işi eksik ya da ayıplı teslim etti; talep haklarım nelerdir?
Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıplı ya da eksik ifa etmesi halinde iş sahibi; ayıbın giderilmesini, iş bedelinin indirilmesini, sözleşmeden dönmeyi ya da zararın tazminini talep edebilir. Ayıp ya da eksikliğin tespiti için çoğunlukla bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Bu hakların kullanılabilmesi için ayıbın teslim alınmasından makul süre içinde bildirilmesi önerilir. Gizli ayıplar ise ortaya çıktığında derhal ihbar edilmelidir.
Haksız fiil davası açmak için kaç yılım var?
Haksız fiilden doğan tazminat talebinde zamanaşımı; zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlükârda haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıldır. Ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülen fiillerde bu süre esas alınır. Zamanaşımı dolmadan önce dava açılması ya da icra takibi başlatılması zamanaşımını keser.
Sözleşmede cezai şart varsa ayrıca tazminat talep edebilir miyim?
Kural olarak cezai şart talep edilmişse ayrıca tazminat talep edilemez; cezai şart götürü tazminat işlevi görür. Ancak sözleşmede aksine düzenleme yapılmışsa ya da aşkın zarar varsa ek tazminat talep edilebilir. Mahkeme; aşırı yüksek cezai şartı indirebilir. Somut durumda cezai şart ile tazminat arasındaki ilişkinin doğru değerlendirilmesi için sözleşme metninin dikkatlice incelenmesi gerekir.
Ön sözleşmeyle ev satın almak istedim; satıcı cayarsa ne yapabilirim?
Satıcının ön sözleşmeden haklı neden olmaksızın cayması halinde alıcı; asıl sözleşmenin kurulmasını talep eden bir ifa davası açabilir ya da uğradığı zararın tazminini isteyebilir. Taşınmaz ön sözleşmelerinde verilmiş olan kaparo veya pey akçesi de ayrıca değerlendirilir. Ön sözleşmenin noter onaylı olması ya da olmadığı durumda ispat açısından farklı sonuçlar doğurabilir.
Sebepsiz zenginleşme davası ne zaman açılır?
Sebepsiz zenginleşme davası; geçersiz ya da ifa edilmeyen sözleşmeler, hata ile yapılan ödemeler veya hukuken geçerli bir neden olmaksızın başkası adına yapılan edimler gibi durumlarda başvurulan yoldur. Zamanaşımı; geri isteme hakkının öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlükârda zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıldır. Davanın açılabilmesi için zenginleşmenin karşı tarafın mal varlığında hâlâ mevcut ya da iade edilebilir olması aranmaktadır.
Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunlu mu?
Evet; 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunlu hale getirilmiştir. Hem kiracı hem de kiraya veren, kira ilişkisinden doğan taleplerde önce arabuluculuğa başvurmalıdır. Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davalar usulden reddedilir.
Borçlar hukukunda genel zamanaşımı süresi nedir?
TBK kapsamında genel zamanaşımı süresi on yıldır. Ancak pek çok özel borç ilişkisi için daha kısa süreler öngörülmüştür: kira ve hizmet bedeli gibi dönemsel alacaklarda beş yıl, haksız fiilde iki yıl (ve on yıl), ayıptan doğan taleplerde taşınırlarda iki yıl, satım ve eser sözleşmesinde beş yıl gibi. Hangi sürenin uygulanacağı borcun kaynağına ve türüne göre belirlenir; zamanaşımı def'i mahkemece re'sen dikkate alınmaz, borçlu tarafından ileri sürülmesi gerekir.

Bilgilendirme

İzmir'de sözleşmeler ve borçlar hukuku süreçlerinde; sözleşme hazırlığından ihlal ve fesih aşamasına, haksız fiil tazminatından sebepsiz zenginleşme ve kefalet ilişkilerine kadar pek çok başlık birbiriyle iç içe geçmektedir. Sürecin sağlıklı yönetimi için sözleşmenin baştan sağlam kurgulanması, ihtarnamelerin zamanında gönderilmesi ve zamanaşımı sürelerinin titizlikle takip edilmesi büyük önem taşır.

Bu sayfa bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Avukatlık reklam yasağına uygun şekilde; herhangi bir "kesin sonuç", "garanti" veya "başarı vaadi" içermemektedir. Her somut olayın şartları farklıdır; izlenecek yol ve hukuki değerlendirme sözleşmenin türüne, ihlalin niteliğine ve dosyanın koşullarına göre değişebilir.

Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme niteliğindedir. Mevzuat ve yargı uygulamaları zaman içinde değişebilir. Somut borç uyuşmazlıkları için olayın özelliğine göre profesyonel hukuki değerlendirme gerekebilir. Sayfada yer alan hiçbir bilgi bireysel hukuki tavsiye niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi tesis etmez.