İş Kazası Sonrası Maddi ve Manevi Tazminat Davası – 2026
İş kazası sonrası maddi ve manevi tazminat davası, olayın iş kazası niteliğinde olduğunun, işverenin sorumluluğunun, zararın kapsamının ve nedensellik bağının ispatına dayanır. Dava doğrudan (dava şartı arabuluculuğa gerek olmadan) yetkili iş mahkemesinde açılır. Talep edilebilecek başlıca kalemler tedavi giderleri, geçici/sürekli iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması, manevi tazminat ve ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatıdır.
Bu Yazıda Neler Var
- İş kazası sayılan haller (5510 sayılı Kanun m. 13)
- Kalp krizi veya ani rahatsızlık iş kazası sayılır mı?
- Talep edilebilecek maddi ve manevi zarar kalemleri
- Dava açmadan önce arabuluculuk gerekir mi?
- İş kazasının tespiti davası ne zaman gerekir?
- Görevli ve yetkili mahkeme
- İşverenin sorumluluğu: kusur ve kaçınılmazlık
- Asıl işveren – alt işveren (taşeron) sorumluluğu
- Tazminat hesabında gerçek ücretin belirlenmesi
- Ceza davasının hukuk davasına etkisi
- Zamanaşımı
- Dava nasıl açılır? Adım adım
- Dava dilekçesinde neler olmalı?
- Belirsiz alacak davası stratejisi
- Gerekli deliller
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
İş Kazası Sayılan Haller (5510 Sayılı Kanun Madde 13)
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Madde 13
İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
Kanunda sayılan bu haller sınırlayıcı niteliktedir; ancak birinin gerçekleşmesi yeterlidir, hepsinin birlikte gerçekleşmesi aranmaz. Buna göre iş kazası yalnızca işyerinde meydana gelen olaylarla sınırlı değildir: işveren tarafından sağlanan servisle gidiş-geliş sırasındaki kazalar (“trafik iş kazası”), görevli gönderme sırasında meydana gelen olaylar ve emziren kadın işçinin süt izni sırasındaki kazalar da kapsam içindedir.
Kalp Krizi veya Ani Rahatsızlık İşyerinde Olursa İş Kazası Sayılır mı?
Evet, Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre sayılır. Kanun, iş kazasını “sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve onu bedence veya ruhça arızaya uğratan olay” olarak tanımlar; olayın dışarıdan mı yoksa bünyesel bir nedenden mi kaynaklandığı ayrıca aranmaz. Bu nedenle işyerinde çalışırken geçirilen bir kalp krizi, madde metninde başkaca bir kısıtlama bulunmadığından iş kazası olarak kabul edilir. Belirleyici olan, olayın kanunda sayılan hal ve durumlardan birine uygun olarak gerçekleşmesi ve sigortalıyı zarara uğratmasıdır; yorum yoluyla ek bir koşul aranamaz.
Talep Edilebilecek Maddi ve Manevi Zarar Kalemleri
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 54 (Bedensel Zarar)
Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
Yaralanma Halinde
Tedavi giderleri, geçici iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (maluliyet) nedeniyle çalışma gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması.
Ölüm Halinde (TBK m. 53)
Cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve kazanç kaybı, ölenin desteğinden yoksun kalan eş, çocuk ve ana-babanın destekten yoksun kalma tazminatı.
Manevi Tazminat (TBK m. 56)
Bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde zarar görene; ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına uygun bir manevi tazminata hükmedilebilir.
Manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir?
Kanunda manevi tazminatı teknik olarak hesaplayan bir formül yoktur; hakim somut olayın özelliklerini, tarafların mali durumunu, kusur oranlarını, zararın büyüklüğünü ve olay tarihindeki paranın satın alma gücünü birlikte değerlendirir. Yerleşik içtihada göre hükmedilecek tutar, mağdurda manevi tatmin duygusu yaratmalı, aynı zamanda caydırıcılık taşımalı; ne tazminat sorumlusunu fakirleştirmeli ne de alacaklıyı zenginleştirmelidir.
Yaralanan işçinin yakınları da manevi tazminat isteyebilir mi?
Evet, ancak bunun için “ağır bedensel zarar” şartı aranır. TBK m. 56 uyarınca, yaralanan işçinin eşi, çocukları veya ana-babası gibi yakınları, olayın ağırlığı ve yaralanmanın niteliği nedeniyle kendi ruhsal bütünlüklerinin de ciddi biçimde zedelendiğini gösterirlerse manevi tazminat talep edebilirler.
Dava Açmadan Önce Arabuluculuk Gerekir mi?
7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Madde 3/3
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında dava şartı arabuluculuğa ilişkin birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
Bu, sık karıştırılan ama çok kritik bir noktadır: diğer birçok işçilik alacağı davasının aksine (fazla mesai, kıdem/ihbar tazminatı gibi), iş kazası kaynaklı tazminat davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz. Mağdur veya yakınları, arabulucuya gitmeden doğrudan iş mahkemesinde dava açabilir.
İş Kazasının Tespiti Davası Ne Zaman Gerekir?
İş kazası, işveren tarafından mutlaka Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilmelidir. SGK, bildirim üzerine müfettişleri aracılığıyla inceleme yaparak olayın iş kazası olup olmadığını belirleyen bir rapor düzenler.
- SGK olayı iş kazası olarak kabul ederse: hak sahibi doğrudan iş mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açabilir.
- SGK olayı iş kazası olarak kabul etmezse veya olay hiç bildirilmemişse: önce SGK ve işverenin davalı gösterildiği ayrı bir “iş kazasının tespiti davası” açılmalıdır. Bu dava, tazminat davasından bağımsızdır ve tazminat davası, tespit davasının sonucunu bekletici mesele yaparak beklemelidir.
İş kazası SGK’ya bildirilmeden doğrudan tazminat davası açılmışsa, mahkeme davacıya durumu SGK’ya ihbar etmesi için süre vermeli; SGK kabul etmezse bu kez tespit davası açması için ayrıca süre vermelidir. Bu usule uyulmadan verilen kararlar, üst mahkemece bozulmaktadır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davaları genel olarak iş mahkemesinde açılır; iş mahkemesi kurulu olmayan yerlerde iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi görevlidir. 7036 sayılı Kanun m. 6 uyarınca yetkili mahkeme şu şekilde belirlenir:
- Davalının (gerçek veya tüzel kişinin) yerleşim yeri mahkemesi; davalı birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri de yetkilidir,
- İş kazasının veya zararın meydana geldiği yerin iş mahkemesi,
- Davacının (maluliyete uğrayan işçi veya ölüm halinde yakınlarının) yerleşim yeri iş mahkemesi.
Bu hükümlere aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
İşverenin Sorumluluğu Nasıl Belirlenir? Kusur ve Kaçınılmazlık
İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, gerekli eğitimi vermek, koruyucu ekipman sağlamak ve denetim yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin ihmali, kusur oranını doğrudan artırır. Kusur oranı, çoğu dosyada iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti tarafından belirlenir.
Kaçınılmazlık unsuru tazminatı nasıl etkiler?
Kaçınılmazlık, tarafların iradesi dışında gelişen, önlenemeyen bir olayın zarara katkıda bulunmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre, olayın tamamen kaçınılmazlıktan kaynaklandığı durumlarda dahi, işçinin işverene göre daha güçsüz konumda olması ve işçiyi koruma ilkesi gözetilerek, kaçınılmazlığın etkisi genellikle işveren aleyhine ağırlıklı biçimde paylaştırılır (örneğin işverene %60, işçiye %40 kusur/sorumluluk yüklenmesi gibi). Bu nedenle “kaçınılmazlık vardı” savunması, işverenin sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Asıl İşveren – Alt İşveren (Taşeron) Sorumluluğu
İş kazası, alt işveren (taşeron) işçisinin başına gelmişse, asıl işveren ile alt işveren müteselsilen (birlikte) sorumludur. Bu sorumluluk, İş Kanunu m. 2/6-7 hükmünden kaynaklanır ve işverenlerin muvazaalı taşeronlaşma yoluyla yükümlülüklerinden kaçmasını engellemeyi amaçlar.
- Mağdur işçi veya ölüm halinde mirasçıları, davayı asıl işveren ve alt işverene birlikte açabileceği gibi, yalnızca birine karşı da açabilir.
- Asıl işveren ile alt işveren arasındaki iç sözleşmede sorumluluğun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılmış olması, bu sözleşmenin tarafı olmayan işçiyi veya mirasçılarını bağlamaz.
- Holding veya şirketler topluluğuna bağlı ayrı tüzel kişiliğe sahip şirketler, kural olarak birbirinin iş kazası sorumluluğundan sorumlu tutulamaz; ancak şirketler arasında organik bağ, birlikte istihdam veya muvazaalı işlemler varsa, diğer şirketler de sorumlu tutulabilir.
Tazminat Hesabında Gerçek Ücretin Belirlenmesi
Maddi tazminat hesabında esas alınacak ücret, işçinin gerçek ücretidir. Bu, öncelikle işçinin imzasının bulunduğu işyeri kayıtlarından belirlenir. İşyeri kayıtlarının bulunmaması veya gerçek durumu yansıtmadığının anlaşılması halinde (örneğin bordroda yalnızca asgari ücret gösterilmesi, ancak işçinin yaşı, kıdemi ve mesleği itibarıyla bunun hayatın olağan akışına aykırı olması), mahkeme ilgili meslek odalarından işçinin yaptığı işe ve kıdemine uygun emsal ücreti sorarak gerçek ücreti tespit eder.
Ceza Davasının Hukuk Davasına Etkisi
İş kazası genellikle taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçu nedeniyle bir ceza soruşturmasına da konu olur. TBK m. 74 uyarınca hukuk hakimi, kusurun varlığı, takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir. Ancak ceza mahkemesinin mahkumiyet kararında yer alan, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet (nedensellik) bağını saptayan maddi olgu tespitleri hukuk hakimini bağlar. Bu nedenle ceza dosyası, özellikle olayın oluş şekli ve kusur bilirkişi raporları bakımından hukuk davasında da önemli bir delil kaynağıdır.
Zamanaşımı
İşçi-işveren ilişkisinden doğan iş kazası tazminatı, işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcunun (akdi/sözleşmesel bir yükümlülüğün) ihlali niteliğinde görüldüğünden, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında bu davalar genel haksız fiil zamanaşımındaki kısa (2 yıllık) sürüye değil, 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK m. 146) tabi tutulur. Bu süre, iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Önemli istisna: iş kazası nedeniyle bir ceza davası açılmış ve o suçun ceza zamanaşımı süresi 10 yıldan daha uzunsa (örneğin taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma gibi ağır hallerde), hukuk davasında da bu daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Maluliyet oranının zamanla netleşmediği (gelişen) durumlarda ise zamanaşımı, maluliyetin kesin olarak tespit edildiği son rapor tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Dava Nasıl Açılır? Adım Adım
Dava Nasıl Açılır? Adım Adım
- Olayın ve delillerin toplanması: SGK bildirimi, hastane kayıtları, işyeri kayıtları, tanık bilgileri hazırlanır.
- Zarar kalemlerinin belirlenmesi: tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı, gelir kaybı ve maluliyet oranı netleştirilir; manevi tazminat için olayın ağırlığı ve yaşam kalitesine etkisi ortaya konur.
- Davalının doğru belirlenmesi: işveren, asıl işveren, alt işveren veya sorumluluğu olan diğer kişiler doğru şekilde davaya dahil edilir; yanlış hasım seçimi davanın sonucunu olumsuz etkileyebilir.
- Dava dilekçesinin hazırlanması: olayın oluş şekli, kaza tarihi, iş ilişkisi, zarar kalemleri, kusur iddiası ve talepler açıkça yazılır.
- Dava açılması: görevli ve yetkili iş mahkemesine başvurulur; zarar tam belirlenemiyorsa belirsiz alacak davası açılması değerlendirilir.
Dava Dilekçesinde Neler Olmalı?
- Taraf bilgileri,
- Kaza tarihi ve yeri,
- İş ilişkisinin niteliği,
- Kazanın nasıl meydana geldiği,
- İşverenin hangi önlemleri almadığı,
- SGK ve sağlık kayıtları,
- Maluliyet ve zarar anlatımı,
- Maddi ve manevi tazminat talebi (ayrı ayrı ve açıkça),
- Faiz talebi,
- Deliller, hukuki dayanaklar, sonuç ve talep.
Zararın tam hesaplanamadığı durumlarda dilekçede bilirkişi incelemesi talep edilmelidir.
Belirsiz Alacak Davası Stratejisi
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 107
Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
Bu yöntem, özellikle maluliyet oranı henüz kesinleşmemişse veya gelir kaybı hesabı bilirkişi incelemesine muhtaçsa tercih edilir. Dava, asgari bir miktar belirtilerek açılır; yargılama sırasında zarar netleştikçe talep miktarı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın kesinleştirilebilir.
Gerekli Deliller
- SGK iş kazası bildirimi ve müfettiş inceleme raporu,
- Hastane epikrizleri ve tedavi kayıtları,
- Sağlık kurulu ve maluliyet raporları,
- İşyeri kaza tutanakları,
- Tanık beyanları,
- Kamera kayıtları,
- İş güvenliği uzmanı raporları ve müfettiş inceleme tutanakları,
- Savcılık soruşturma dosyası ve varsa ceza dosyasındaki bilirkişi raporları.
Konuya İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
İşyerinde çalışma sırasında meydana gelen kalp krizi sonucu ölümün, kanunda sayılan “işyerinde bulunma” ve “işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle” hallerine uygun olduğu; kanunda öngörülmeyen ek bir kısıtlamanın yorum yoluyla getirilemeyeceği ve olayın iş kazası sayılması gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
İş kazasının tamamen kaçınılmazlıktan kaynaklandığı durumlarda dahi, işçinin işverene göre daha güçsüz konumda olması, nimet-külfet dengesi ve işçiyi koruma ilkesi gözetilerek kaçınılmazlığın sonuçlarının işveren aleyhine ağırlıklı biçimde paylaştırılabileceğine (somut olayda işverene %60 oranında sorumluluk yüklenmesi gerektiğine) hükmedilmiştir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi
İş kazası Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeden açılan tazminat davasında, öncelikle davacıya olayı Kuruma ihbar etmesi için süre verilmesi, Kurumca kabul edilmezse “iş kazasının tespiti” davası açması için ayrıca süre verilmesi ve tespit davası sonucu beklenmeden hüküm kurulamayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi
Maddi zararın hesabında gerçek ücretin esas alınması gerektiği; bordro ve sigorta kayıtlarında yer alan ücretin işçinin yaşı, kıdemi ve mesleği itibarıyla hayatın olağan akışına aykırı biçimde düşük gösterildiği durumlarda, ilgili meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi
Asıl işverenin, alt işverenin (taşeron) işçilerinin iş kazası nedeniyle uğradığı zararlardan alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu; işin, asıl işverenin ait olduğu işyerinde ve onun lehine yürütülmesi halinde asıl işveren sıfatının doğacağı kabul edilmiştir.
İş kazası sonrası tazminat davanızın doğru mahkemede, doğru davalılara karşı ve doğru delillerle açılması, sürecin sonucunu doğrudan etkiler.
Sık Sorulan Sorular
İş kazası tazminat davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Hayır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/3 uyarınca iş kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz; doğrudan iş mahkemesinde dava açılabilir.
Kalp krizi işyerinde olursa iş kazası sayılır mı?
Evet, Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre işyerinde bulunma sırasında meydana gelen olay, olayın bünyesel bir nedenden kaynaklanması fark etmeksizin iş kazası sayılır.
İş kazası SGK’ya bildirilmediyse tazminat davası açılabilir mi?
Doğrudan açılabilir ancak mahkeme önce davacıya olayı SGK’ya ihbar etmesi için süre verir; SGK olayı iş kazası kabul etmezse bu kez ayrı bir “iş kazasının tespiti davası” açılması gerekir ve tazminat davası bu davanın sonucunu bekler.
İş kazası tazminatında zamanaşımı ne kadardır?
Yerleşik uygulamada 10 yıllık zamanaşımı süresi (TBK m. 146) esas alınır. Olayla ilgili daha uzun bir ceza zamanaşımı süresi varsa (örneğin ağır taksirli suçlarda), bu daha uzun süre uygulanır.
Alt işveren (taşeron) işçisi kazaya uğrarsa kime karşı dava açılır?
Asıl işveren ile alt işveren müteselsilen sorumlu olduğundan, dava her ikisine birlikte açılabileceği gibi yalnızca birine karşı da açılabilir.
Yaralanan işçinin eşi veya çocukları manevi tazminat isteyebilir mi?
Evet, ancak bunun için işçinin ağır bedensel zarara uğramış olması ve yakınlarının bu nedenle kendi ruhsal bütünlüklerinin de ciddi biçimde zedelenmiş olması gerekir.
Yazar Hakkında
Bu içerik, Av. Melisa Ezgi Aslan tarafından 5510 sayılı Kanun m. 13, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 53, 54, 56, 74, 146, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3, 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107 hükümleri ile ilgili Yargıtay içtihatları esas alınarak hazırlanmıştır. İş kazası sonrası tazminat davası süreci hakkında detaylı ve dosyanıza özel bilgi için hukuki danışmanlık alınması önerilir.
Av. Melisa Ezgi Aslan, İzmir merkezli hukuk hizmetlerinin yanı sıra Konak, Karşıyaka, Bornova, Buca, Bayraklı, Çiğli, Gaziemir ve Karabağlar ilçelerinde iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminat davaları ile iş kazasının tespiti davalarında müvekkillerine hukuki destek sunmaktadır.